wpe0797f26_0f.jpg
wp6d5caae8.png

Dudu Şahin (Arap Ali karısı)

Dudu nineye yaşını sorduğumuzda doğumunun kayıtlarda hicri 1326 miladi 1910 olduğunu fakat nüfusa kayıt olduğu günü hatırladığını söyledi. Varın yaşını siz tahmin edin.

Dudu nine anlatmaya devam etti: seferberkikte çocuktum açlığı da gördüm susuzluğu da. Doğma büyüme Okçularlıyım babam Balkan Savağında (1912-1913) şehıt oldu. Bu köyde 15-16 yaşlarında tüfek atmayı bılmeyen çocukları askere götürdüler. Hiç biri gerıye gelmedi. O sırada salgın hastalıktan çok insan öldü. Bır rıvayete göre, Rodos’tan Kara Göle atılan zehirli atık sanılan (kimyasal silah) bir top neticesinde insanların öldüğü de söyleniyordu. Seferbirlikte bir mut arpamız oldu. Onu tokmakla dövdük ekmek niyetine yedik. Buğdayı çapa ile ekerdik. Hamurun içine ot katarak yoğurduk tepit gibi yedik. Un yok, sahire yok. Bu zor þartlar altında çok eziyetler çektik. Top seslerinden geceleri uyuyamazdık. Bu yörede çeteler çok yaygındı yiyecek ve kullanılacak eşlarımızı gasp ederlerdi. Seferberlik sırasında iplik eğirdik iç gömlek ve kilot dikip her evden 2 kilo tereyağ da alınarak muhtar Mehmet (Ceyhan) aracılığı ile askerlere gönderildi.

O yıllarda susam, darı, ve hayvancılıkla geçinilirdi.Taşımacılıkta deve kullanıyorduk. Cami yoktu, okul yoktu. İbadetimizi her gün değişik evlerde teravi namazı kılarak yapardık. Cumaları ise Dalyan’a gidiyorduk. Hocalarımız bazen Metin Hoca, bazen Bayram Hoca görev yapıyordu. Seferbirlikte erkeklerimiz askerde olduğu için mezarlarımızı kadınlarkazıyor cenazeyi kadınlar kaldırıyordu. Namaz kılacak kadar dini eğitim görüyorduk. Başka bir eğitim yoktu.

16 yaşında Arap Ali lakaplı Ali Şahinle kaçarak muhtar Abdil oğlu Mehmet’in (Ali Yazar’ın babası muhtar) enıne sığındık. Muhtar beni anneme teslim etti daha sonra aynı kiþiyle ana evinden gelin olarak çıktım gene hayvancılık yaparak geçimimizi sağlıdık. O yıllarda yerleşim yeri Kapız Mevki idi. Her erkek gibi oda avcılığa meraklı idi. Ali Şahin Işıl Mehmet’ten muhtarlığı devraldı. 1 yıl yaptı daha sonra İzzet’e devretti. Tekrar bir dönem sonra devraldı. Dört yıl daha yaptı. Soyadı kanunu benim bey Arap Ali lakaplı Ali Şahin muhtatlığı döneminde çıkartılmıştır.

İlk okulun yapımında kadın, kız çocuk, erkek, herkes eşekle taþ taşıdı harç kardı elleriyle okula yaptılar. Okul açılınca çoğu bayan okumaya gitti. Bu okul yapılma aşımasındayken bir dönem alfabe öğrenmek için Marmarlıda Çakır Çalı Ali efenin yaptırmıþ olduğu binada eğitim görmüştük.

İki oğlan, Dört kız evladım oldu bunlardan 70 torunum vardır. Bunların içinde torununum torunu da bulunmaktadır. Beyım 13 yıl önce 88 yaşında rahatsızlıktan dolayı vefat etti cennet mekan olsun.

Dudu nineye de Allah uzun ömürler versin.

wp5de92d9b_0f.jpg
wp667ec9a9_0f.jpg
wp1faa813d_0f.jpg

Mehmet Tanış ve Ayşe

Mehmet Tanış

Rumi 1329 miladi 1913 yılında Okçular köyünde dünya ya gelmişim. Babam Balkan Savaşında şehit olmuş. Annem daha sonra ‘Koca Okçular’ lakaplı Mehmet Ali Çakırla evlenmış.

Ben o sırdada 2 yaşında imişim. Annem Acıpayam tarafından gelmiş.

Askerliğimi; ilk Bodrumda 20 ayda, Milas’ta 5 ay, 10 ayda Çanakkale de yaptım. Askere giderken Okçulardan yaya olarak çıktım. Bir gece Ula da askerlerin yanında kaldım. Yine ertesi günü yaya kestirme olarak dağlardan Milas a vardım. Milas tan bir araçla Bodrum a teslim oldum.

Yukarıda da belirttiğim gibi 20 ay Bodrumda kaldım oradan Milas a geçtim. Burada 6 ay askerlik yaptıktan sonra buradan da nakliye kolu olarak Çine de askerliğimr devam ederken 1 yıl hava değişimine gönderdiler. 1 yılın sonunda İzmir den Çanakkale ye gemiyle gittim. 10 ay Çanakkale de askerlik yapıp memlekete geri döndüm. Ayşe ile evlendim. Bubdan 5 erkek 1 kız evladım oldu. Geçimimizi çiftçilik yaparak yani. Darı, susam, buğday ekerek sağlıyorduk. İki üvey kardeşim Tahir ve Durmuş askerden geri gelmeyerek şehit düşmüşlerdir.

114 toruna sahibim. Bunlerın içinde torunumun torunu bile vardır. Bu yaşımı doğa ile iç içe olmaya ve avcılık yapmaya borçluyum.

 

NOT: Okçularda bu yerlerin üzerinde ölen şahıslar Mehmet Ali Çakır Okçular lı oğulları, Ömer Çoban, İsmail Şahin (Meryam İsmail i), Ali Şahin (Arap Ali), İsmail Uysal (henif oğlu), Durmuş Çoban. Bunlardan sağ kalan Mehmet Tanış vardir. Bunların çoğu bir asırlık insanlar. Bunların yerlerine evlatları bu yerleri korumalıdır.

Saygılarımı sunarım.

wp0a503140_0f.jpg

Mehmet Bay ve Aile

wpcdc14c87.png
wp820e17a0.png
wp93aa5a37_0f.jpg

Hakkı İzmir

 

 

1930 Okçular doğumluyum, dedem Hüseyin Ağa İran Horasan dan Bingöl'e, Bingöl den Karaman'a, Karamandan Aydın'a ve Aydından Okçulara gelerek yerleşmiştir.

Kurtuluş Savaşı zamanında Çete faaliyetiyle düşmana ağır kayıplar veren Çakırcalı Mehmet Efe ile çok yakın arkadaş , Yörük Ali Efe ile de akraba olduğu, bu gün bile gurur duydum bir gerçektir.

Kemaliye, Okçular, Ekşiliyurt köyü ve Eskiköy köyünün bir bölümü Torunoğlu Süleyman ağa ve Dedem Hüseyin ağaya aitti ve ağaç işleri ile uğraşılıyordu. Babam Hasan İZMİRLİOĞLU, zamanında saban ve boyunduruk yaparak geçimini sağlardı. O zamanlarda Bir inek 2 lira derisi ise 2.5 lira idi, yarım çarıklarla çiftçilik yapmaya çalışırdık. 1950 yılında askere çağrıldım. O zamanlar köyümüzde araç ofmadığı için Köyceğize yaya gittim. Bir gün sonra üstü açık kamyonla Aydın' a gittik. Aydında üç gün kaldıktan sonra istanbul'a Selimiye kışlasına sevk edildik. Burada önce Tanksavar Topçusu daha sonra sıhhiyeci oldum ve 24 ay askerlik yaptım. Askerlik dönüşü babamla birlikte 1 yıl çiftçilik yaptım. 1954 yılında şimdiki eşim olan Elifi kaçırarak evlendim. Evlendikten sonra babam bize bir miktar tarla verdi, bu tarlada kendi nafakamızı çıkartmak için çiftçilik yaptık, yetmeyen yerde yevmiyecilik yaptık. Eşim Elif ile

 

evliliğimizden 7 kızım ve 4 oğlum oldu. Şu anda 14 torun sahibiyim. Şu anda Marmarlı' da bulunan Okul kalıntıları, dedem tarafından yaptırılan ilk Okula aittir. Köyümüze ilk değirmeni de yaptıran dedem Hüseyin ağadır Allah rahmet eylesin.

wp00211725_0f.jpg
wp02679344_0f.jpg

Mehmet Türk

 

Cumhuriyetin kurulduğu yıl olan 1923 yılında Okçular köyünde doğmuşum. Cumhuriyet yeni kurulduğu bu dönemde ülkemin savaş sonrası ekonomik halinin iyi olmaması nedeniyle her kes gibi bende yokluk içerisinde büyüdüm.O yıllarda insanlar ekseriyetle yol yapımlarında çalışırdı. Bende aynı şekilde zaman zaman bu çalışmaların içerisinde bulundum. Zaman geçti ve 1941 yılında daha 18 yaşında iken şimdiki eşim Fatma ile evlendim. Bu evlilikten 6 çocuk ve 13 torunum oldu. O tarihlerde köyümüzün muhtarı Mehmet Ceylan isminde sevdiğimiz bir şahıstı. Derken evliliğimden 1 yıl sonra tam ikinci dünya savaşı sıraları askerlik çıka geldi. Bende biçare herkes gibi askere gittim. Ankara Harita Genel Komutanlığında 4 yıl askerlik

 

görevimi hiç izine gelmeden tamamladım ve 1947 yılında köyüme döndüm. Tamda yerel seçimlere denk gelmişti dönüşüm. Muhtarlık için tek aday Muhsin Yaşar’ di bende oyumu Muhsin' e verdim. O zaman oylar kile veya kutu dediğimiz kutuların içerisine atılırdı. Neyse seçimler tamamlandı oylar sayılmaya başlandı, nasıl oldu bende bilemiyorum ama birde baktım ki muhtarlık seçiminde en çok oyu ben almışım. Bu durumu kabul etmememe rağmen Allah rahmet eylesin Muhsin Yaşar benim kolumdan tuttuğu gibi o zamanlar bağlı bulunduğumuz Köyceğiz Kaymakamlığına Kaymakam Bey Ahmet Topaloğlu' nün yanına götürerek beni tanıştırdı. Kaymakam bana baktı ve herhalde yaşım küçük olduğu için Sen Muhtarlık yapabilir misin?diye sordu ben daha cevap vermeden yanımda bulunan rahmetli Muhsin Yaşar heyecanla yapar yapar Kaymakam beyim hem de atasını yapar dedi. Bu hareketle eskiden insanların birbirlerine nasıl güvendiğini ve saf duygular beslediğini sizlerin takdirine bırakıyorum. Kendisi aday olduğu halde seçilemeyen bir insanın hiç hesapta olmadığı halde seçilen birisine karşı olan bu tutumu şu anda bile takdire şayandır.

Çocuklarımız köyde okul olmadığı için uzak ta olsa Dalyanda bulunan ilkokula gidiyorlardı o zamanlar Dalyanda ikamet eden Şevket Akgün her gün atla köye gelerek Hüseyin Yılmaz’ m çitten bozulma kahvesinde çocuklara eğitim vermekte idi bu hizmetinin karşılığında da hiç bir ücret almamaktaydı. Durum böyle olunca ilk işimiz daha önce bir kısmı yapılan Okçular köyü ile Kemaliye Köyleri arasında ki okulu tamamlamak için kadınlı erkekli imece usulü ile dağlardan taş çekerek, çamur harç hazırlayarak bu okulu tamamladık ve sonrada çatısını kapadık bu şekilde köyde bir okul oldu ve çocuklarımız uzun yola gitmekten kurtuldular.

O yıllarda Ben, Dalyan Muhtarı Ekrem Şahin, Ekşiliyurt Köyü Muhtarı Muammer Kaçar, Kemaliye Köyü Muhtarı Ali Yılmazile vatandaşlar el ele vererek Ortaca-Dalyan arasındaki yolu tamamladık ve ulaşıma açtırdık.

Köyümüz topraklarının büyük bir kısmı bataklık olması nedeniyle tarım yapılamamakta ve özellikle sıtma hastalığı yaygın bir şekilde görülmekte idi. 1961 yılında köyümüze gelen Cemalettin Doğukanisimli bir doktor sıtma ile ilgili mücadele yaparken bataklıkların kurutulmasının gerektiğini bu yolla hem tarım arazileri genişler hem de sıtma hastalığı azalır dedi ve bu durumu bir raporla Muğla Valiliğine bildirdi. Bizde ihtiyar heyeti ile boş durmadık bunun üzerine defalarca raporun peşinden Muğla' ya gittik geldik. Gel zaman git zaman Muğlalı hemşehrimiz Turan ŞahinTarım bakın olunca bir gün vali Şerif Tüten' ide yanına alarak köyümüze geldi bizde fırsatta istifade biraz olayın üzerine gidince bizim köyün bataklıklarının kurutulması için büyük kanal açıldı velhasıl kanal nasıl açıldı bataklık kurumaya başladı arkasında kadastro geldi herkese tapu verildi Kemaliye köyü sınırları ayrıldı bundan sonrada tarımsal alanlar büyüyünce pamuk ekimi başladı o zamanlar çiftçinin de yüzü gülmeye başladı. Anladım ki muhtarlık önemli bir yer eğer iyi kullanırsan çok şeyler yapabilirsin Tarım Bakanı bile köyüne gelir.

 

wpf2d14f29.jpg

Burası köy ya yolu da yoktu hani biz bunu da başarmıştık yolu da yaptık okulu da, bataklığı, bile kuruttuk ancak gel gelelim Cami yok ibadet için Dalyan' a gitmek durumundayız Teravih namazlarını bile evlerde gruplar halinde kılıyoruz Buna da bir çözüm getirmemiz lazımdı. Hemen işe koyulduk önce bir dernek kurduk imece dedik salma saldık köy halkı hemen benimsedi el ele vererek 1961 yılında camiye başladık ve 1964 yılında Muhtar Ali YAZAR döneminde bitirdik.

İlçemizde pamuk tarımı iyice yaygınlaşmaya başlayınca 1960 yılında

Soldan Sağa: Yıl 1962

Şevket Akgün (Öğretmen), Kürt Fatri, Muğla Valisi Şerif Tüten, Ali Yazar, Niyazi Erken, Mehmet Türk, Durali Aslan, Tarım Bakanı Turan Şahin ve Bürokratlar

Muğlalı Mustafa AKAT (ondeleci Mustafa) önderliğinde 78 ortakla TARİŞ' in Ortaca Şubesini kurduk ve 6 yıl idare heyetinde görev aldım, il başkanımız ise Güzelyurt Köyünden Kemal BATIBEYdi.

Yukarıda anlattıklarımı o tarihin imkan ve imkansızlıkları ile değerlendirdiğinizde ne kadar zor işler başardığımızı sizlerde anlayacaksınız.

Bu işleri yaparken dönemin Köyceğiz Kaymakamı Ahmet Bey'i, Öğretmenlerimiz Şevket ve Nuri Bey'i, Tarım Bakanı Turan Bey'i, Muğla Valisi Şerif Bey'i, Doktor Cemalettin Bey'i ve Dalyan,

Ekşiliyurt, Kemaliye Köyü Muhtarları ve İhtiyar heyetlerin, en önemlisi her türlü hizmete kısıtlı imkanları ile katkıda bulunan bizzat bu işlerde çalışan ve ter döken kıymetli Köy Halkını anmadan geçmenin büyük saygısızlık olacağını düşündüm. Bu şahıslardan Allah razı olsun yaşayanlar varsa sağlık ve uzun ömür versin, ölenlere de Allah'tan rahmet dilerim.

İnsanlar yaptıkları işler ve bıraktıkları eserlerle yaşarlar.

Bilinen Okçular Muhtarları: Ali ŞAHİN, Mehmet CEYHAN, ismail UYSAL, Muhsin YAŞAR, Mehmet TÜRK, Ali YAZAR, Salih GİRGİÇ, Sebahattin ŞAŞMAZ, Müfit CEYHAN, İsmail ŞAŞMAZ, Hasan ÇOBAN, Sakıp TAN, Ahmet BİLGİÇ

 

wpfc61601e.png
wpfc61601e.png
wp8f4ebe58.png